444 1 706
Atatürk İmzası
Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir.

Maltepe Tarihi


 

Maltepe ilçesi 2022 adrese dayalı nüfus kayıt sistemi verilerine göre 528.544 kişilik nüfusu ile İstanbul nüfusunun %3,32’sini oluşturmakta, İstanbul’un ilçe nüfus sıralamasında ise 8.sırada yer almaktadır.

Kadıköy, Kartal, Ataşehir ve Sancaktepe ilçeleri ile komşu olan Maltepe; yerleşim birimi olarak 18 mahalleye ayrılmıştır. Altayçeşme, Altıntepe, Aydınevler, Bağlarbaşı, Başıbüyük, Büyükbakkalköy, Cevizli, Çınar, Esenkent, Feyzullah, Fındıklı, Girne, Gülensu, Gülsuyu, İdealtepe, Küçükyalı, Yalı ve Zümrütevler mahallelerinden oluşan ilçemiz sahil dolgu alanıyla beraber 5412 hektarlık alan üzerinde bulunmaktadır. 5412 hektarlık alanın; 1670 hektarı askeri alan, 151 hektarı park, 920 hektarlık orman alanı olmak üzere 1071 hektar yeşil alan, 192 hektarı sahil dolgu alanı ve 1858 hektarı ise konut alanıdır.





 
MALTEPE İDARİ HAYATI VE BELEDİYENİN KURULUŞU
 
Maltepe Belediyesi’nin kuruluşuna dair ilk belge 4 Aralık 1899 tarihli olup, Kartal Kazasına bağlı bir kariye iken Maltepe’de bir belediyenin kuruluşu için yapılan başvuruyu içermektedir. İlgili arzuhalde Maltepe Karyesinin yıllık 20.000 kuruşluk gelire sahip olduğu, yaz dönemlerinde sayfiye yeri olarak insanların rağbet ettikleri bir yer olduğu ve gerekli yatırımların yapılmadığından bahsedilmiş, Pendik gibi Maltepe’de de bir belediye kurulması talep edilmiştir. Bu belgede dile getirilen istek kabul edilmiş olduğu için söz konusu tarih Maltepe Belediyesi’nin kuruluş tarihi olarak kabul edilmektedir. Takip eden yıllardaki yazışmalarda Maltepe’de bir belediyenin kurulmuş olduğu anlaşılmaktadır.

 
TARİH İÇİNDE MALTEPE
 
Günümüz Maltepe sınırları içerisinde yer alan en eski yerleşim yeri; Bizans kaynaklarında “Bryas” olarak adlandırılan ve bugünkü Maltepe Merkez ile Cevizli arasında olduğu tahmin edilen bölgedir. Bryas’ın yaşanan depremler sonucu zarar görmesi nedeniyle bölgede yeni bir yerleşim yeri kurulmuş ve bölge “Pelekanon” olarak adlandırılmıştır.
 
1080’li yıllarda Anadolu Selçuklu Devleti Sultanı Süleyman Şah, Pelekanon’u da alarak İstanbul Boğazı’na kadar ilerlemiş ancak Bizans İmparatoru Alexios Kommenos ile yaptığı anlaşma gereği geri çekilmiş ve Dragos Çayı iki devlet arasında sınır olarak belirlenmiştir.
 
Osmanlı hükümdarı Orhan Gazi’nin İznik’i kuşatması ve batıya doğru süren ilerleyişini durdurmak isteyen Bizans İmparatoru III. Andronikos Paleologos, 1329 yılında Osmanlılar ile Pelekanon mevkiinde karşı karşıya gelmiş ve yaşanan savaş sonrası yenilgiye uğramıştır.
 
Bağdat yolu üzerinde bulunan ve Osmanlı ordusunun konaklama yerlerinden biri olan Maltepe, 18. yüzyılda Feyzullah Efendi’nin çabaları ile yeni bir çehre kazanmıştır. Sultan III.Osman ve Sultan III.Mustafa dönemlerinde iki kez Şeyhülislamlık yapmış olan Feyzullah Efendi, çiftliğinin bulunduğu Maltepe’ye künklerle Kayış Dağı’ndan su getirtmiştir. Bu suyu inşa ettirdiği çeşme ve hamama bağlatan Feyzullah Efendi, 1728 yılında Maltepe’de bir külliye inşa ettirmiştir. Feyzullah Efendi Külliyesi’nden günümüze sadece çeşmesi ulaşmıştır. Maltepe’nin diğer bir banisi ise Süreyya İlmen Paşa’dır. Süreyya Paşa, 1902 yılında Başıbüyük Mahallesi’nin büyük bölümünü satın alarak çiftlik yapmış ve bu çiftlik sınırları içerisine köşk, çeşme, iki su bendi ile büyük havuz inşa ettirmiştir. Narlıdere Çiftliği olarak adlandırılan bu alan dışında Başıbüyük’te bir cami ve okul da yaptıran Süreyya Paşa, 1910 yılında Uhuvvet-i Osmaniye adı altında Maltepe’de bir cemiyet kurarak Şayeste Kadınefendi mektebinin açılmasına öncülük etmiştir.  
 
1939 yılında Maltepe sahilindeki bostanını plaja dönüştürmeye karar veren Süreyya Paşa 2. Dünya Savaşı nedeniyle bu fikrini ancak 1946 yılında hayata geçirebilmiştir. 8 Haziran 1946 tarihinde açılışı yapılan plajın; 80 adet birinci mevki, 200 adet ikinci mevki soyunma odası, 42 odalı oteli, gazinosu ve 300 metre uzunluğu bulunan kumsalı bulunmaktaydı. Süreyya Paşa, plajın sembolü olması adına kendi deyimiyle “Avrupa parklarında, su kenarlarında ve sinema filmlerinde tesadüf edilmekte olan” Bakireler Anıtı ile açtığı plajı süslemiştir.
 
Maltepe yolunun onarılarak Büyükbakkalköy’e bağlanması ve Alemdağ yolunun açılmasını sağlayan Süreyya Paşa, 1950 yılında Narlıdere Çiftliği’ni İşçi Sigortalar Kurumu’na hastane yapılmak amacıyla hibe ederek, Süreyya Paşa Sanatoryumu’nun kurulmasına öncülük etmiştir.


MALTEPE KÜLTÜR ENVANTERİ

BAŞIBÜYÜK CAMİ


1903 yılında Süreyya Paşa tarafından yaptırılan Başıbüyük Cami kesme taş malzeme ile inşa edilmiş ve kare planlıdır. Zeminden birkaç basamakla yükseltilmiş olan yapıda harim kısmının üzeri kurşun çaplı tonozla örtülmüştür.

Cami mekanı içte ahşap bir tavan ile örtülmüştür. Kuzeyinde ahşap bir mahfil bulunmaktadır. Ortada iki taşıyıcı ayak ile desteklenen mahfilden minareye de geçiş sağlanmıştır.



 
 
Kapı kemerinin iç kısmı mahfil seviyesinde boş bırakılarak niş şeklinde düzenlenmiştir. Mihrap nişi yarım daire şeklinde olup iki yanı yivli sütun biçiminde yumuşatılmıştır. Minber ahşap malzemedendir. Korkuluklarında baroz tarzda bitki motifi süslemeler bulunmaktadır.

Yapının en ilgi çekici kısmı minaresidir. Yapı kütlesi içinden yüksele minare şerefeye kadar kare gövdelidir. Gövdenin kenarları pahlanmıştır. Reşat Ekrem KOÇ’u tarafından “gövde kısmı arab tarzına taklit ile kesme taştan dört köşe inşa edilmiş ve şerefesi ayni çatı altında ve yine taş merdivenle çıkıldığı” belirtilmiştir.

DAVER BABA TEKKESİ

Kurulduğu tarih kesin olarak bilinmemekle beraber, Reşat Ekrem KOÇU’nun İstanbul Ansiklopesi’nde aktardığı bilgilere göre; İstanbul’un fethinden bir asır önce, 1350-1375 yılları arasında kurulduğu tahmin edilmektedir. Bu Bektaşi tekkesi adını 18.yüzyılda şeyhlik postunda oturan Daver Baba’dan almaktadır. 1826’daki Vaka-i Hayriye’den sonra bütün Bektaşi tekkeleri gibi kapatılmış, daha sonra Nakşi tekkesi görünümünde yine bir Bektaşi tekkesi olarak yeniden açılmıştır. 30 Kasım 1925 tarihinde tekke ve  zaviyelerin kapatılmasıyla atıl kalan tekke, 1945 yılında Vakıflar İdaresi tarafından arazisi il satılmıştır. Reşat Ekrem KOÇU; tekke binasının yakınında bir ayazma, ayazma önünde de kitabesinde 1273 (1862/63) tarihli bir çeşme bulunduğunu belirtmiştir. Koçu’nun 1966 yılında; bağdadi yapılı, tek katlı ve en çok yüz yıllık olduğunu ifade ettiği tekke binası zamanla tahribata dayanamayarak tamamen ortadan kalkmıştır. Günümüzde Daver Baba Tekkesi’nden geriye yakınlarındaki ayazma, çeşme kalıntıları ve temel duvarları kalmıştır.