heforshe.org site linki
0216 458 99 00
EN
DE
Girişimcilik Mutfağı Site Linki
Atatürk İmzası
Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir.

CUMHURİYET GAZETESİ: Hurilerin mekânı

YÜRÜYÜŞ KOLU YOK

İlk dağ yürüyüşümü Aladağlar'da rahmetli Erdal İnönü ve zamanın Spor Bakanı Fikret Ünlü ile yaptık. Anadolu Dağcılık Grubu'yla da zaman zaman arazide yürüyoruz. Yürüyüş kollarının başında ve sonunda rehber olur. Yürüyüş tek sıra halinde yapılır, en arkadaki ve öndeki mutlaka haberleşir. Kimse tek başına bırakılmaz. Rehberler zorlananlara yardım eder. Bu programdaki en büyük sıkıntı yürüyüşçülerin yalnız bırakılmasıydı. Dönüş yolundu bir saat kadar tek başıma yürüdüm. Patika yol, hayvanların geçtiği yol, kimi zaman enli, rahat kimi zaman yarlarda, kaygan taşların üzerinde çok tehlikeli. Aşağı düşsen, kimsenin haberi olmaz. Güvenlik zafiyeti yüksekti maalesef.

YAZGÜLÜ ALDOĞAN
Yürümeyi, tırmanmayı, doğada olmayı seviyorum, bir de. maceraya gözü kapalı atlamayı! Çoruh Nehri'nde rafting yapmaya kalkıp, boğuluyordum az kalsın; Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç, "Tunceli'ye Baba Dağları'na gidiyoruz, Buyer Ana Gölü'ne 3- 4 saatlik bir patika yürüyüşü var, gelir misin?" dediğinde, aklımda ne korona kaldı ne uçak yolculuğunun riski ne 3 - 4 saatlik patika yürüyüşünün zorluğu.
Sonra bir kısa bilgi ııotıı daha: "Bir gece dağda, göl kenarında konaklayacağız. Gece soğuk oluyor, yanınıza uyku tulumu alın, çadırlar olacak." Uyku tulumum yok, trekking yapıyoruz dedikse dağcıyım demedim.
O meşum gece, kapı kanatları rüzgarda sallanan ince bir Kızılay çadırının içinde, top rağın üzerinde ince bir hasır, dışarda sırtında battaniye ile titreyenlerden daha şanslı olduğumuzu düşünüyorduk! Sabah beşte gün ağardığında şamanlar gibi güneşe tapınabilirdim! Sonra yola koyulmak. Yol dediğin, bilmediğin dağlarda, bilmediğin rotada, "Aha şu tepeyi dönünce orada, hadi biz gidiyoruz, patikayı takip et, gel" dediklerinde önünde uzanan sıra dağlar!
Erzincan'da şelale
Memleketimde gitmediğim ender şehirlerden birisi Erzincan. Akşamüstü yakındaki Kırklar Türbesi ve Şelale'yl görmeye gidiyoruz, gerçekten görkemli. Akşam şelalenin eteğinde keyifli bir yemekle bitiyor. Ertesi gün, yolumuz zor ve uzun.

Üç bin metreye tırmanma

Göle iki taraftan da gitmek mümkün. Dağın bir yanı daha sarp. Diğer yanı daha kolay diyor ve araçlarla gidilebileceği kadar götürüyorlar, gerisi yaya, patikalardan. Yol boyunca hayvanlarıyla yaylaya çıkmış göçerlere rastlıyor, bu zorlu yaşam koşullarının bize sunduğu pastoral güzelliklere hayran kalarak yolun zorluğunu pek fark etmiyoruz. Tırmandıkça oksijen azalıyor. Bazen iniyor, bazen çıkıyoruz. Katırlar eşyaları taşıyor. Hava önce sıcak, sırt çantalarının değdiği yerler su gibi ter. Zirve üç bin metrenin biraz üstünde. Yükseldikçe oksijen de nefes de azalıyor. Benim normal bir trekking günümde performansım 14 km., arazide 6 saat yürüyebilirim. Burada üç saatte çok yoruluyorum. Yükseklik zorluyor.

Tepenin arkası

Birbiri arkasına sıralanmış dağlar çok güzel, önünüzde uzanıyor, ama yolun ucu yok. önü yok, arkası yok. Yürüdüğünüz, yer taşlık. önünüze bakmaktan doğaya bakamıyor, korkmaktan tadına varamıyorsunuz! Arada bir kafile geliyor ve sizi geçiyor, onlar kadar hızlı yürüyemiyorsanız yine yalnızlığınızla kalıyorsunuz. Arada bir göçerlerin katırları nispet yaparcasına koşarak geçiyor yanınızdan, hayvanlar yolu biliyor, şehre malzeme almaya gidiyorlar, biraz tuz, biraz yağ belki, biraz çay. Yolun sonu nerede diye soruyorum, şu tepenin ardında deniyor. O tepe, sonra başka tepe, hep öyle denir. Uç saatlik zorlu bir inişten sonra kara göründü çığlıklan! Sadece 10 bin adım alılmış, ama ne koşullarda! • TUNCELİ/ERZİNCAN