heforshe.org site linki
0216 458 99 00
EN
DE
Girişimcilik Mutfağı Site Linki
Atatürk İmzası
Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir.

Maltepe Tarihi



MALTEPE'NİN TARİHİ BİZANS'A KADAR DAYANIYOR

Maltepe'nin tarihi Bizans İmparatorluğu'na dayanmaktadır. O devirlerde adının "Bryas" veya Latince adıyla "Urias" olduğu söylenir. Diğer bir bilgiye göre ise Bizanslıların tarihinde "Pelekanon" dur.Bryas adının tarihçiler tarafından Küçükyalı'da eski Akduman pınar'ı yakınlarında bulunan Bryas Sarayı harabelerinden aldığı belirtilmekte ise de kesin kanıt yoktur. Bu nedenle bu günkü Maltepe 16.yüzyılda burada kurulmuştur.Bu küçük sınır kasabasının 1509 yılındaki depremde yıkıldığı ve Dragos eteklerinde bulunan ve bu yüzyılda "Obnias"veya"Abrias" adı ile anılan bu kasabanın harabeleri 1540 yılında ünlü Fransız nebetatçısı ve seyyahı "Pierre Gylli" tarafından görülerek tespit edilmiştir.Pelekanon adı üzerinde duran tarihçiler ise 3.Andronikos ile Orhan Gazi arasındaki savaşın (1329-1330) Maltepe ve çevresinde olduğunu söylemektedirler.

 
Bu görüşün kaynağı ise ünlü tarihçi Hammer'dir. Buna rağmen Pelekanon savaşı'nı araştıran tarihçi 6. Mırmıroğlu çeşitli kanıtlara dayanarak Pelekanon Savaşının Darıca ile Eskihisar arasındaki Manastır Mevkii'nde olduğunu ileri sürmüştür.
 
Yapılan bütün bu araştırmalardan da anlaşılacağı gibi Maltepe yüzyıllardır önemli bir yerleşim bölgesidir. Bu günkü Maltepe adı ise "Höyük Tümülüs "(Yığmatepe) içinde hazine ve define veya küp dolu altınların yığıldığı tepe anlamına gelmektedir.Kocaeli Yarımadası'nın Türkler tarafından fethinden sonra Türkler Dragos'la ilgili birkaç efsaneye dayanarak bu ismi vermiştir.Tarihçi Hammer bu kıyı şeridindeki bütün tepelere "Maltepe denildiğini söylemektedir.

 
İSTANBUL'UN FETHİ'NDEN SONRA MALTEPE'NİN ÖNEMİ ARTTI

Osmanlı İmparatorluğu kurulmadan önce Türk akıncıları Bizans egemenliği altında bulunan Kocaeli Yarımadası'na akınlar düzenlemişlerdir.Bu akıncıların Üsküdar'a kadar geldikleri bilinmektedir.1075 yılında İznik ve çevresini fethederek Anadolu Selçuklu Devleti'ni kurarlar. Süleyman Şah İstanbul Boğazı'na kadar dayanmıştır.Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra Maltepe ve Çevresi yine Bizanslıların egemenliği altına girmiştir.Osmanlı İmparatorluğu kurulduktan sonra 2. Osmanlı Padişahı Orhan Gazi'nin döneminde komutanları" Akça Koca, Konur Alp, Gazi Abdurrahman" tarafından Türk egemenliğine alınmıştır.İstanbul'un Türkler tarafından fethinden sonra Maltepe'nin tarihi konumu daha da artmıştır.

FEYZULLAH EFENDİ VE SÜREYYA PAŞA'NIN HİZMETLERİ...
 
Bağdat yolu üzerinde olan Maltepe Osmanlı Ordusu'nun Üsküdar 'dan sonra ikinci durak yeri olmakta ve ordugah Maltepe' de kurulmakta idi. Fatih Sultan Mehmet'in 300.000 bin kişilik ordusunun başında 27 Nisan günü Üsküdar'a geçtiği ve burada hastalanıp birkaç gün istirahattan sonra tekrar yola çıktığı, Üsküdar' la Gebze arasındaki Tekfur Çayırı ve Sultan Çayırı diye anılan Hünkar Çayırı Mevkii'nde tekrar hastalanıp 3 Mayıs 1481 de öldüğü İsmail Hami DANIŞMENT tarafından yazılmıştır.Danışment'e göre bazı Osmanlı kayıtlarında Üsküdar ve Gebze arasında bulunan Hünkar Çayırı Maltepe'dedir.Evliya Çelebi'nin Seyahatname adlı eserinin 1. Cildinde de Fatih Sultan Mehmet 'in Maltepe yakınlarında öldüğü ifade edilmektedir.Osmanlı döneminde Maltepe askeri konaklama yeri olarak önemli bir mevki idi. 18.yy Kazasker Feyzullah Efendi'nin çabalarıyla Maltepe daha da gelişerek yeni bir çehreye bürünmüştür.(1699-1761) Şeyhülislam Ebu'l Hayr Efendi'nin oğlu olan 1749?da Rumeli Kazaskerliğine getirilen Feyzullah Efendi de (1755 ve 1757) iki defa "Şeyhülislamlığa" atanmış ve 1758 yılında 3. Mustafa tarafından azledilerek Sütlüce'deki evinde oturmasına izin verilmiş, ölüncede Sütlüce Deresi'nde yaptırmış olduğu zaviyeye gömülmüştür.Eski Maltepe'nin Feyzullah Efendinin Çiftliği olduğu söylenir.Kayış Dağı memba Suyunu Maltepe'ye toprak künklerle Feyzullah Efendin getirmiş bununla da yetinmeyip bu günkü Feyzullah Camii'nin yanındaki asmalı kahvenin önünde bulunan çeşmeyi de kendisi yaptırmıştır.Maltepe'de ilk cemiyet 1910 yılında Uhuvvet-i Osmaniye adı altında Miralay Süreyya İLMEN tarafından kurulmuştur.Maltepe ye ilk kez 14 Nisan 1912 yılında Sayeste Kadı Efendi adı verilen bir ilkokul yapılmıştır.Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Selanik, Drama, Kavala Yöresi'nden Türkiye'ye mübadele ile gelen Türklerin 1500'ü Maltepe'ye yerleşmiştir.

 
Narlıdere Çiftliği adıyla bilinen bugünkü Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Merkezi Maltepe'nin gelişmesine büyük emeği geçen Süreyyapaşa tarafında yapılmıştır.(1874-1955) Cumhuriyeti izleyen yıllarda Maltepe büyük bir yangın geçirmiş bütün ahşap evlerle birlikte Feyzullah Efendi Camii'de yanmıştır.1928 yılında Maltepe Belediyesi kurulmuştur.Maltepe'nin İmar Planı ise 1945'te yapılmıştır. İmar Planından sonra Maltepe'nin yerleşim bölgesi demiryolu hattı olmuş 1960 'dan sonra da yerleşim daha yukarılara dağılmış olup E-5 üstünde de hızlı bir gelişme kaydetmiştir.Yüzölçümü (Ferhatpaşa Mahallesi ile) 5200 hektar alan üzerine kurulmuş olan Maltepe, Kocaeli Yarımadası'nın güney batısında, İstanbul İli'nin Marmara denizi kıyısında yer alır.Kartal,Kadıköy, Samandıra, Sarıgazi,Ümraniye ve Adalar Belediyeleri ile komşudur.

İLÇEDE AKDENİZ İKLİMİ GÖRÜLMEKTEDİR
 
İlçemizde Akdeniz İklimi özellikleri görülür.Yazları sıcak ve kurak, kışlalar yağışlı ve serindir. İlkbahar serin ve yağışlı sonbahar ılıman ve yağışlıdır.En çok esen rüzgarlar poyraz ve lodostur.Lodos deniz fırtınası yapar, kışın keşişleme ve kıble rüzgarları da eser Yıldız ve karayel rüzgarları fırtına getirir.İlçemiz topraklarının doğal bitki örtüsü ormandır.Orman olmayan yerler makiler ve otsu bitkilerle kaplıdır.Günümüzde düzlük alanlardaki bağ ve bahçeler,tepelerin yamaçlarını saran yeşil ormanlar azalmış,tarla ve otlakların yerine yerleşme alanları, iş yerleri, atölyeler ve fabrikalar kurulmuştur.

NÜFUS 471 BİN
 
Maltepe'nin nüfusu 2013'te açıklanan "Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi" verilerine göre 471.059'dur.

 
Yerleşim düzeni ise iki ana grupta toplanabilir. E-5 karayolu altı olup 19/1, 19/2 ,32/1 , 32/2 , 32/3 ile 32 ve 21 nolu paftaları kapsayan alanlar sanayi bölgesi olup, bu bölgeler ise E-5 Karayolunun güneyindeki Kör Deresi ile Dragos Deresi Bağdat Caddesi'nin kuzeyindeki Tugay Yolu güzergahıdır.

İLÇEDE 18 MAHALLE BULUNUYOR
 
Yerleşim birimi olarak Maltepe 18 mahalleye ayrılmıştır. Bunlar; Bağlarbaşı, Feyzullah, Cevizli Yalı, Başıbüyük, Büyükbakkalköy, Zümrütevler,Girne Mahallesi (1995 yılında Zümrütevler Mahallesinden ayrıldı) Esenkent, Altayçeşme, Gülensu, Gülsuyu, Küçükyalı Merkez, Altıntepe, Aydınevler, Çınar, Fındıklı, İdealtepe'dir. Maltepe Bölgesi'nde ulaşım demiryolu, raylı sistem, metro, havayolu ve karayolu ile yapılmaktadır.
 
Demiryolu Maltepe'nin E-5 Karayolu altında kalan Eski Maltepe'nin kurulmuş olduğu güzergahtır.Karayolu ise (Ankara Asfaltı) Maltepe'yi ikiye ayırmaktadır. Bu yol Maltepe'yi Anadolu'ya yan yollar ise komşu ilçelere bağlar.İkinci önemli karayolu ise Bağdat caddesi olup Bostanci ile Pendik arasındaki güzergahı oluşturmaktadır.Bölgemiz haberleşme bakımından İstanbul'un en aktif bölgelerindendir. PTT hizmet birimlerinin sayısı 10'dur Ayrıca Küçükyalı'daki Telekom Müdürlüğü geniş bir alanda hizmetlerini yürütmektedir.
 
Maltepe'de 7 üniversite, 43 adet ilköğretim okulu, 4 meslek lisesi 4 adet lise 2 Anadolu lisesi ile Halk Eğitim Merkezi vardır. Ayrıca 17 özel okulda bulunmaktadır.Küçükyalı'da ise kız ve erkek çocuklarının barındırılıp eğitildiği Küçükyalı Yetiştirme Yurdu mevcuttur.1998 yılında Maltepe'de Maltepe Üniversitesi kurulmuş ve öğretime başlamıştır.Marmara Üniversitesi Nöroloji ve Gastroentoloji Enstitüsü Başıbüyük Mahallemizde 1995 yılında faaliyete geçmiştir.Bu mevkide Marmara Üniversitesi'nin Tıp Fakültesi binalarının inşaatı da devam etmektedir.

10 ADET SAĞLIK OCAĞI, 3 ADET ÖZEL HASTANE...
 
Maltepe'de 10 adet sağlık ocağı ve 1 dispanser olup ayrıca 3 adet de özel hastahaneyle 15 adet özel dispanser ve poliklinik ve 6 adet özel laboratuar Maltepelilere hizmet vermektedir. Küçükyalı Semt Polikliniği, 2 adet özel dializ merkezi, 1 adet de özel sintigrafi merkezi mevcuttur.Ana Çocuk Sağlığı Merkezi'nde aile planlaması dahil olmak üzere bütün sağlık hizmetleri verilmektedir.Süreyyapaşa Sanatoryumu'nda sağlık hizmetlerinin yanı sıra bir adet hemşire koleji ile 120 yataklı çocuk kreşi bulunmaktadır. Ayrıca bölgemiz içerisinde 1976 yılında hizmete girmiş olan ve 200 kadın ile 185 erkeğin barındığı huzurevi mevcut olup, burada sağlık hizmeti de verilmektedir.


İLK BELEDİYE BAŞKANI SELAHATTİN BEY

Bölgemizde belediye 1928 yılında kurulmuş olup İstanbul'un en eski belediyeleri arasında yer almaktadır.İlk Belediye Başkanı ise Emekli Baytar Selahattin NARLIGİL'dir Bundan sonra sırasıyla; 1932' den 1951 e kadar Faik Bey, Kahraman Yiğit, Kemal Dumlupınar, İsmet Onan,Harun Tuna, Necip Ayla, Mahir Dökmecibaşı,1951-1960 arasında Selami Oğuz iki kez 1964-1966 arası Cemal Bey, Osman Tuna , Selahattin Temiz, ve 1972-1980 arasında da Yalçın Kızılay görevi sürdürmüşlerdir.12 Eylül 1980 Sonrası Maltepe Belediyesi 09.02.1981 tarih ve 57 sayılı bildiri ile İstanbul Anakent Belediyesine bağlı Şube Müdürlüğüne dönüştürülmüştür.1960 yılında kurulan Küçükyalı Belediyesi de kaldırılarak Maltepe'ye bağlanmıştır.Daha sonra 25.03.1985?te Kartal Belediyesi'ne bağlanmıştır.1992 yılında Maltepe Kartal İlçesi'nden ayrılıp müstakil ilçe olmuş, aynı yıl 1 Kasımda "Ara Yerel Seçimleri" neticesi Maltepe'de belediye kurulmuştur. Maltepe ilçe statüsüne kavuştuktan sonra seçilen ilk Belediye Başkanı 1992 ile 2004 yılları arasında 3 dönem belediye başkanlığını sürdüren Bahtiyar Uyanık'tır. 2004 yılında Fikri Köse, 2009 yılındaysa Mustafa Zengin belediye başkanı görevlerini yürütmüştür. Son yapılan 2014 yerel seçimlerinde ise Ali Kılıç, Maltepe Belediye Başkanı olarak seçilmiş ve halen görevini sürdürmektedir. 

***

MALTEPE'NİN TARİHİ VE TURİSTİK MEKANLARI
 
BAKİRELER TAPINAĞI

Süreyya Plajı, 300 metrelik kıyısı, ılık denizi ve ince kumuyla yaz aylarında yalnız çevre sakinlerini değil, bütün İstanbul'luları çekerdi. Plajın simgesi ise kıyıdan 50 metre kadar uzaklıkta, denizin ortasındaki kayalar üzerine yapılmış Bakireler Tapınağı'dır. Eski Yunan mitolojisinde evlenmek isteyen genç kızların Bakireler Tapınağı'nı ziyaret ettikleri efsanesinden esinlenerek yapılan bu simgesel tapınak yaklaşık iki-üç metre çapında, altı direk üzerine oturtulmuş yuvarlak bir kubbeden oluşmaktaydı. Ortasında bulunan heykel ise günümüze dek ulaşamamıştır. Akıbetinin ne olduğu bilinmemektedir. İlçenin sembolü olmasının yanı sıra birçok kamu kurum ve kuruluşunun da logo olarak da kullandığı Bakireler Tapınağı bugün Maltepe sahilinin doldurulmasından sonra Tapınak, karaya çıkmış. Şimdi, bir süpermarketin otoparkının ortasında durmaktadır. Maltepe'ye büyük hizmetleri geçmiş olan Süreyya İlmen Paşa tarafından Süreyya Plajına bir sembol olarak başlatılan ve bazı nedenlerden dolayı 1953 yılında tamamlanarak denizin içine yaptırılan kubbeli anıta daha sonra Yunan mitolojisinden esinlenip içine bir de genç kız heykeli konmuş anıt deniz doldurulunca kaderine terk edilmiş daha sonra belediye ve bazı dernek vs. amblemi olmuştu.
 
BAŞIBÜYÜK SÜREYYAPAŞA CAMİİ


 
Süreyya Paşa tarafından yaptırılan camiin kare bir kaide üzerinde yükselen minaresi, Anadolu’da Büyük Selçukluklara bağlanan camilerden Diyarbakır ulu camiin kare minaresine benzetilerek yapıldığı tahmin edilmektedir.
 
BEŞÇEŞMELER 



Halk arasında Beşçeşmeler olarak bilinen tarihi balıkçı köyü halen eski aşı boyalı ,cumbalı ahşap evleri,dar sokakları, Arnavut kaldırımları,meydanı, çınar ağaçları,çeşmeleri,asmalı kahvesi ile ilçenin nostaljik yerleşimlerindendir.geniş meydanını çevreleyen dinlenme mekanları,yazın çınar ağaçları altındaki masaları ile sadece Maltepelilerin değil,İstanbulluların uğrak yeridir.tarihi Beşçeşmeler ve Feyzullah Çeşmeleri buradadır. Beşçeşmeler Maltepe’nin prestij bölgesi olup Maltepe ve Büyükşehir Belediyesi’nin ortak çalışması ile prestij projesi olarak yeniden kentsel tasarımı yapılmakta ve tarihi dokunun korunarak İstanbul’un gezi alanlarına iç ve dış turizm için yeni bir potansiyel olarak kazandırılmaktadır. 

 
MALTEPE SAHİL YOLU
 
Maltepe sahil yolu, 7 kilometre uzunluğundaki sahil şeridi ile İstanbul’un en uzun sahili şeridine sahip ilçelerinin başında gelir. Geniş cadde, yaya yürüyüş yolları, bisiklet yolu, spor alanları, seyir yerleri, kültür, alışveriş ve eğlence merkezleri ile özellikle hafta sonları sadece Maltepelilerin değil, bütün İstanbulluların yeni cazibe merkezi durumundadır.
 
KÜÇÜKYALI ARKEOLOJİ PARKI (BRYAS SARAYI) 


 
İstanbul Anadolu Yakası’nın günümüze kadar ayakta kalabilmiş en önemli arkeolojik bölgesi Küçükyalı’da bulunuyor. Tarihi eserlerle ilgili olarak sanat tarihçileri arasında farklı görüşler söz konusudur. kalıntılarla ilgili ilk bilimsel çalışma dünyaca ünlü sanat tarihçisi prof. Dr. Semavi Eğice tarafından 1959 yılında yayınlanmıştır. Bu görüşe göre İmparator Teofilos tarafından 830-837 yılları arasında inşa edildiği, Abbasi ve Emevi köşk ve saraylarına göze çarpan yapısal özelliklerin taklit edildiği düşünülmüş, eser Bizans ve İslam dünyası arasındaki karşılıklı kültürel ve sanatsal etkileşimin bir simgesi olarak yorumlanmıştır. Prof. Dr. Eyice yapının Bizans krallarının yazlık sarayı olarak kullanıldığını ileri sürmektedir. Diğer bir görüş ise, kalıntıların Satyros Manastırı’na ait olduğu yönündedir.4 yıldan beri eserle ilgili yüzey araştırmaları yapan, İtalyan Sanat Tarihçisi Dr. Alessandra Ricci, bu manastırın ileride şehrin başpiskopusu olacak olan İgnazius (867- 878) tarafından, antik dönemde Satyros’a adanmış bir tapınak kalıntısı üzerine inşa edildiği fikrini öne sürmektedir.
 
BAŞIBÜYÜK DAVER BABA TEKKESİ

 
Başıbüyük Daver Baba Tekkesi’nin 1350–1375 yılları arasında kurulduğu bilinmektedir. Reşat Ekrem Koçu’nun İsatanbul Ansiklopedisi’nde verdigi bilgiye göre, eğik bir zemin üzerinde tek katlı yapılmıştır. Tekkenin yanında bir ayazması ve çeşmesi bulunmaktadır. Çeşme, kitabesine göre 1862 yılında yapılmıştır.
 
FEYZULLAH EFENDİ ÇEŞMESİ

İskele Meydanı'ndaki asmalı kahvenin önünde bulunan çeşmenin yapım tarihi 1728'dir. Halk arasında, çeşmenin yapımı sırasında parası tükenen Feyzullah Efendi'yle Padişah III. Ahmet arasında geçen bir öykü anlatılır. Çaresiz kalan Feyzullah Efendi, saraydan Anadolu'ya bir torba altın gönderildiğini öğrenince Maltepe'de postanın yolunu keserek çeşmeyi bitirmesi için gerekli miktarda altına el koyar. Olayı öğrenen III. Ahmet önce çok kızar, sonra da söz konusu çeşmeyi merak ederek kılık değiştirip Maltepe'ye gelir ve işçi olarak çeşme yapımında çalışmak için Feyzullah Efendi'den iş ister. Feyzullah Efendi kollarını sıvamış, çeşmeye suyu getirecek kanalda çalışmaktadır. Vakit öğleye yakın olduğundan III. Ahmet'e öğleden sonra çalışmak üzere hazırlanmasını söyler. III Ahmet ise bir an önce işe başlamakta ısrarlıdır. Bunun üzerine Feyzullah Efendi, "Şimdi yoldan gelmişsin, yorgunsundur. "Eğer işe başlarsan yevmiyeni nasıl alacaksın? Tam gün versem benim sana hakkım geçer, yarım gün verince de senin bende hakkın kalır." Bu sözleri duyan III. Ahmet, Feyzullah Efendi'nin hayır için çalıştığına inanır ve kendini tanıtıp postadan aldığı altını helal eder, ayrıca bir kese de altın bağışlar. Bu öykünün gerçek olup olmaması bir yana, Feyzullah Efendi'nin hayırsever kişiliğini yansıttığı görülmektedir. Feyzullah Efendi, yaptırdığı çeşmeye Kayışdağı suyunu toprak künkler döşeterek getirtmiş, bu yolla Maltepe köyünün içme suyu ihtiyacını gidermiştir. Eski belediye başkanlarından Selami Oğuz'un verdiği bilgiye göre bu künkler 1950'ye kadar dayanmıştır. Feyzullah Efendi çeşmesi iki cephelidir. Her iki cephedeki kitabe de yıpranmamıştır.

 
FEYZULLAH CAMİİ VE HAMAMI 
 
Kıldı atşane zülal-i berr ü ihyaen sebil Şakir-i dai sitayiş birle tarihin didi Menba-i zemzem-i mualla çeşme-sar-ı bi-adil Ayrıca her iki kitabede kıt 'alarm altında 1141 tarihi okunmaktadır. Hicri olan bu tarihin miladı karşılığı 1728 dir. Kıta’ların birincisini söyleyen Lebib, şair Lebib Hüseyin (ölm. 1767), ikincisini söyleyen Şakir de, şair ve vakanüvis Şakir Hüseyin (ölm.1745), olabilir. Feyzullah Efendi Hamamı: Bugünkü Feyzullah camimin arkasında, sahil yoluna yakın bir yerdedir. Yapım yılı çeşmenin yapıldığı 1728 tarihini taşımaktadır. Feyzullah Efendi, Maltepe'ye getirttiği Kayışdagı suyunun hamama da bağlatmıştır. Köy hamamı niteliğindeki yapının dış görünüşü belirgin bir özellik taşımaz. Geçmişte yaygın bir ünü olduğu, Osmanlı şehzadelerinin İstanbul'dan buraya yıkanmak, eğlentiler düzenlemek için geldikleri söylenmektedir. Bugün de hamam olarak kullanılmaktadır. Hacımehmetbey Cami: Başıbüyük'te ibadete açılan camimin yapım yılı bilinmemektedir. Başbakanlık Arşivi'ndeki belgelere göre 7 Şaban 1314/11 Ocak 1897 ve 5 Rebiülevvel 1320/12 Haziran 1902 yıllarında onarım görmüş, sonra yıkılmıştır.

 
SÜREYYA PLAJI
 
Yakın geçmişte Süreyya Paşa'nın bölgemizde yaptırdığı Süreyya Plajı ise yapıldığı yılların değişiyle "asri" bir plaj olarak İstanbul’da benzeri bulunmayan ilk tesistir. 20 Haziran 1939'da yapımına başlanan Süreyya Plajı, araya İkinci Dünya Savaşı'nın girmesiyle ancak 8 Haziran 1946'da açılabilmiş, 80 soyunma odasıyla 200 soyunma kabini ve kalınabilecek 42 odalı moteliyle İstanbul'un gözde tesislerinden biri olmuştur. 300 metrelik kıyısı, ılık denizi ve ince kumuyla yaz aylarında yalnız çevremiz sakinlerini değil, bütün İstanbulluları çeken Süreyya Plajı bugün Belediyece işletilmektedir.
Plajın simgesi ise kıyıdan 50 metre kadar uzaklıkta deniz içindeki kayalar üzerine yapılmış Bakireler Tapınağı'dır. Eski Yunan mitolojisinde evlenmek isteyen genç kızların Bakireler Tapınağı'nı ziyaret ettikleri ve çabuk koca buldukları efsaneden esinlenerek yapılan bu simgesel tapınak sütunlar üzerine oturtulmuş bir kubbeden ibarettir. Başıbüyük'teki eski Başıbüyük camiini de Süreyya Paşa yaptırmıştır. Camii Arap mimari tarzı özelliği göstermektedir.



REMZİ PAŞA KÖŞKÜ (YIKILMIŞTIR)
 
Çiftlik caddesinde Çamdibi adıyla anılan yerdeki köşkün ilk sahibi Şeyhülislam Ahmet Esat Efendi idi. Bu Uryanizade adıyla da bilinen Şeyhülislam Ahmet Esat Efendi (1813-1889) olmalıdır. Köşkü şeyhülislamın varisi eşi iffet Hanım'dan satın alan Remzi Paşa, giriş kapısının yanına 1898 yılında bir de çeşme yaptırmıştır. Remzi paşa Köşkü Birinci Dünya Savaşı yıllarında Çanakkale'ye gönderilen subay ve erlerin sevk karargahı olarak da kullanıldı.
 
FENERLİ KÖŞK (YIKILMIŞTIR)

Bahçe kapısının üzerinde asılı altı köşeli fenerden dolayı bu adla anılan köşkün sahibinin Rasim Paşa olduğu, Abdüllatif Bey adlı birine devredildikten sonra borç nedeniyle Dr. Ahmet Vicdani’ye geçtiği bilinmektedir. Bağdat Caddesi Eseryurt durağı yolundaki Köşk dış cephesini süsleyen ahşap oymalarıyla ünlüdür.



VORDONİSİ ADASI

Bizanslıların “Küçük Ada”, Osmanlıların “Batık Manastır Kayalıkları” ve denizcilerin de “Bostancı Kayalıkları” adını verdiği Vordonisi’nin, efsaneleşmiş sözlü tarihe göre, üzerinde bulunan manastır ve rahipleriyle 1010 yılında meydana gelen büyük İstanbul depreminde battığı biliniyor. Büyükada, Heybeli, Burgaz, Kınalı, Sedef, Tavşan, Kaşık, Sivri ve Yassı adaları içinde barındıran Prens Adaları’ndan onuncusu olduğu belirlenen Vordonisi, Doğu Roma İmparatorluğu döneminde adaya sürgün gönderilen Patrik Fotius’un yaptırdığı manastırla tanınıyor. Aslında Patrik Fotius ile Patrik İgnazius arasındaki rekabet üzerine inşa edilenmanastır, Küçükyalı’daki keşfedilen manastırın birebir kopyası veya devamı sanılıyor. Adanın keşfi arkeolojik ve sismik açıdan birçok veri sunması bakımından önem arz ediyor.